Nursultan Nazarbayev’in Sovyetler Birliği zamanında göreve başlayan ama Sovyet zihniyetini aşabilmiş nadir devlet adamlarından biri olarak tarihe geçeceği şüphesizdir. Zira devlet ve millet kurucusu görevini yerine getirirken, pragmatik bir esneklik yöntemini benimsemiş ve zihninde ülkesinin geleceği için düşündüklerini, aşama aşama gerçekleştirmiştir. Attığı her adım bir sonraki adımın temellerini hazırlamış ve bu adımların zamanlamasını şartların olgunlaşması tayin etmiştir. Kendisinden arkaya sorun bırakmamaya özen göstermiştir.

Örneğin birçok yeni bağımsız Sovyet Cumhuriyeti arasında sorun teşkil eden sınırların tespitini hem iki büyük komşusu Rusya ve Çin hem de diğer komşuları ile anlaşarak gerçekleştirmiş, hukuki bir temele bağlamıştır. Özerkliği dahi bulunmayan Kazakistan Sovyet Cumhuriyeti’nden bağımsız ve kısa zamanda uluslararası camiada saygın yer edinebilen bir devlet yaratmış, değişik etnik gruplardan ortak ülküye sahip Kazakistan Milleti’ni inşa etmiştir. Bütün bunları 30 yıl gibi, bir milletin hayatında kısa sayılabilecek bir süre içinde başarmıştır. Sovyet idaresi süresince Kazakistan’ın yararlanamadığı doğal kaynakları dış teknoloji ve sermayeden yararlanarak değerlendirmiş, gelirini ulusunun kalkınması, refahının artırılması için kullanmıştır. Eğitimi yaygınlaştırmış ve düzeyini yükseltmiş, ülkesinin geleceğini teslim edeceği liderlerin dünyaya açık ve en çağdaş bilgilerle donatılmasını sağlamak üzere ‘Bolacak’ programını başlatmıştır.

Devlet kurucusu olarak laik ve demokratik bir devlet yapısının temellerini atmış; iki dev ülke tarafından çevrelenmiş Kazakistan’ın güvenliğini tüm komşuları ile işbirliği yaparak güvence altına almıştır. Şanghay İşbirliği Örgütü gibi bölgesel örgütlerin kuruluşunda kilit rol oynamış, AGİT’in tamamlayıcısı olarak AİGK/CİCA’yı kurmuş, Doğu ve Batı ile sürdürdüğü dengeli ilişkilerin kazandırdığı uluslararası saygınlık sayesinde ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliğine seçilmesini sağlamıştır. Akil devlet adamı nitelikleri ile birçok uyuşmazlığın çözümüne katkıda bulunmuştur. Bunun son örneği Kazakistan’ın dostu devletler olan Türkiye ile Rusya arasında 2015’te çıkan krizin halline yaptığı katkı, her iki ülkenin de takdirini kazandı.

ELBAŞI’NIN ÖNDERLİĞİ

Tüm bunlar Kazakistan’ın, Elbaşı’nın önderliğinde elde ettiği başarılardır. Hepsi şüphesiz tarihin sayfalarında yerlerini alacaktır. Ancak bütün bu başarıları taçlandıran Türk Dünyası’nın geleceğinin biçimlendirilmesine katkı sağlayacak olan Türk Keneşi’nin kuruluşudur. Nazarbayev 1992 yılından beri yapılan ancak bir tartışma forumundan öteye gidemeyen Türk dildeş ülkeler zirve toplantılarını, önderlik ettiği Nahçıvan Anlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle bir işbirliği platformuna dönüştürmüş, Türk Keneşi’nin kurulmasını sağlamıştır. Bugün Türk Keneşi, çatısı altındaki kurumlarla birlikte ulaşımdan turizme, eğitimden tarihi mirasın korunmasına, göçebe oyunlarına, öğrenci değişiminden bilimsel gelişmeye kadar her biri Türk Dünyası’nın çıkarına olan birçok alanda yararlı ve ortak kimliğimizin öne çıkmasına yönelik somut işbirliğinin örgütlenmesini sağlamaktadır.

Bu çerçevede Nursultan’da yerleşik Türk Akademisi, diğer faaliyetlerinin yanı sıra başkaları tarafından tek yönlü olarak yazılmış Türk tarihini, arkeolojik araştırmalarla destekleyerek, yabancı bilim adamlarının katkılarını da ihmal etmeden, bilimsel temelde yeniden ele almakta ve gençlerimizin geleceklerini ulusal bilince dayalı olarak inşa etmelerine katkıda bulunmaktadır. Bu da Türk devletleri arasındaki işbirliğinin gelecekte de sürdürülmesinin temelini teşkil edecektir.

GÖREV DEVRİ

 

Elbaşı Nazarbayev birçok konuda öncülük etmiş ve örnek alınacak davranışlar sergilemiştir. Cumhurbaşkanlığı’ndan ayrılışı, üstelik bu görevi ehliyetli ve halkın benimseyebileceği bir kişiye devri, Türk Cumhuriyetleri arasında bir ilktir. Türk Dünyası’nda bir Devlet Kurucusu’nun, iktidarını sürdürmek imkanı varken gönüllü olarak makamını devretmesinin başka bir örneği bulunmamaktadır. Ancak bunu adeti veçhile aniden yapmamış, devlet kuruluşu sürecini tamamlamak için Başkan’ın elinde bulunması elzem olan yetkileri tedricen yasama organlarına ve Başbakan’a devrederek gerçekleştirmiştir. Bir bakıma devletin işleyiş kurallarını, kendi gözetimi altında yetki dağılımı yaparak daha demokratik ve denetimi kolaylaştırıcı yönde değiştirmiştir. Halefini de önceden seçtiği anlaşılmaktadır. Ancak bunun Anayasa’ya uygun bir şekilde gerçekleştirilmesine dikkat ederek tercih ettiği kişiyi önce Senato Başkanlığı’na getirmiştir.

LİYAKATLE GELDİ

Kazakistan’da Devlet Başkanlığı görevini devralan Kasım Cömert Tokayev ise her yönü ile bu görev için hazır olan bir kişiliktir. Bulunduğu her göreve liyakatle gelmiştir. Sovyet Dışişleri Bakanlığı kariyer memurluğuna kabulün ilk adımı sayılan MGİMO’ya oldukça zor olan sınavı kazanarak girmiş; daha sonra da görünüşte bütün Sovyet vatandaşlarına açık, fakat genelde Slav asıllılara tahsis edilmiş olan Sovyet diplomasi hizmetine üstün nitelikleri sayesinde kabul edilmiştir. Başarılı bir Sovyet diplomatı iken ülkesinin bağımsızlığının ilk yıllarında inşa edilmekte olan Kazakistan Devleti’nin Dışişleri Bakanlığı’nı yürütmüş, bunu Başbakanlık, Senato Başkanlığı, tekrar Dışişleri Bakanlığı görevleri izlemiştir. İlginç olan, Dışişleri Bakanı olmadan Bakan Yardımcılığı, Başbakan olmadan önce de Başbakan Yardımcılığı görevlerinde bulunmuş olmasıdır. Yani her üst göreve hazırlanarak, bağlantıları sayesinde değil kişisel nitelikleri ve çalışkanlığı sayesinde gelmiştir. Kendisine tevdi edilen her görevi de sorumlulukla başarmıştır. Bu devlet görevlerini uluslararası planda Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcılığı tamamlamıştır. Bu ise bütün Türk devletleri arasında ilktir.

Kasım Cömert Tokayev, bugün dünyadaki devlet başkanları arasında tecrübesi ve eğitimi açısından tam bir devlet adamı nitelikleriyle böyle bir görevi yürütmeye en ehil olanlardan birisidir. Başarılarla dolu olan parlak geçmişini bir devlet başkanı için elzem olan vatansever ve uzlaşıcı kişiliği tamamlamaktadır. Bir görev adamı olarak iç siyasi çekişmelerle arasına mesafe koymuş, dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile temayüz etmiştir.

Yeni Başkan’ın şansı Kazak Devleti’nin Kurucu Başkanı’nın desteğine sahip olmasıdır. Nitekim Elbaşı Nur Otan, Partisi ve Güvenlik Keneşi Başkanı olarak, yerine gelen ve uzun yıllar birlikte çalıştığı Yeni Başkan’ı yalnız bırakmayacaktır.

Kazakistan’ın Yeni Başkanı’nın da görevi süresince Nursultan Nazarbayev’in çizdiği dengeli yolda devam edeceği görülmektedir. Bu bağlamda bölgesel işbirliğine önem verilecek, ancak global bağlantılar da ihmal edilmeyecektir. Kalkınma hamleleri de sürdürülecektir. Türk Dünyası ile mevcut işbirliğinin de yoğunlaştırılarak devam etmesi beklenmektedir.

Bu görev devri vesilesiyle, Milleti’ne ve Türk Dünyası’na hizmetleri nedeniyle Elbaşı unvanının, sadece Türk Dünyası’nın Aksakalı, Kazakistan Devleti’nin Kurucu Başkanı Nursultan Nazarbayev için hem sağken hem de daha sonrasında kullanılması akla gelmektedir. Bu, kuruculuk görevinin vurgulanması açısından yerinde bir davranış olabilir.

 HALİL AKINCI Büyükelçi, eski Türk Konseyi Genel Sekreteri.